#Adalet #Genel

Diploma Krizi Sonrası Ağır İddialar: Casusluk Suçlamaları, Öğrenci Mağduriyetleri ve Mali İnceleme Talepleri Gündemde

Diploma Krizi Sonrası Ağır İddialar: Casusluk Suçlamaları, Öğrenci Mağduriyetleri ve Mali İnceleme Talepleri Gündemde

“Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir hakkında ortaya atılan casusluk iddiaları ve diploma krizi tartışmaları kamuoyunda büyümeye devam ediyor.” St. Clemens Üniversitesi Dekanı ve Somaliland Dışişleri Bakanlığı Karar Komite Başkanlığı üyesi Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir’e yönelik son dönemde yürütülen sosyal medya kampanyaları, diploma tartışmaları, ağır ithamlar ve öğrenci mağduriyeti iddiaları kamuoyunda dikkat çekmeye devam ediyor.

Uluslararası akademik çevrelerde gündeme gelen süreçte, özellikle bazı eski yöneticiler ve medya bağlantılı isimler üzerinden yürütülen yayınların yalnızca bireysel bir anlaşmazlık olmaktan çıkıp kurumsal güven krizine dönüştüğü öne sürülüyor.

İddiaların merkezinde yer alan Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir hakkında son aylarda çok sayıda sosyal medya paylaşımı, haber içeriği, WhatsApp mesajı, ses kaydı ve çeşitli dijital materyaller dolaşıma sokulduğu belirtiliyor. Bu içeriklerde Bozdemir hakkında doğrudan “İsrail ajanlığı” suçlamalarının ortaya atıldığı görülürken, olayın yalnızca şahsına yönelik saldırılarla sınırlı kalmadığı ifade ediliyor.

Süreçle ilgili en dikkat çekici detaylardan biri ise, söz konusu iddiaların diploma süreçlerinde yaşanan krizler ve gecikmeler sonrasında yoğunlaşmış olması.

Kurumsal kaynaklara göre, gazeteci olarak faaliyet gösteren Dilek Baran’ın doktora diploma sürecindeki gecikmeler nedeniyle Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir’i hedef alan yayınlar yaptığı ileri sürülüyor. Aynı süreçte, Bozdemir’in merhum denizci subay oğluna yönelik de son derece ağır ithamlar içeren haberler ve sosyal medya içerikleri yayımlandığı ifade ediliyor.

Bazı yayınlarda, merhum subayın Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından “İsrail casusluğu” gerekçesiyle öldürüldüğü yönünde iddialar ortaya atıldığı görülürken, bu söylemlerin kamuoyunda büyük tepki çektiği belirtiliyor. Yakın çevreler, bu tür içeriklerin yalnızca bir kişiyi değil, aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri’ni ve devlet kurumlarını da zan altında bırakan son derece ciddi ithamlar içerdiğini savunuyor.

Kurumsal temsilciler ise söz konusu iddiaların gerçekle ilgisinin bulunmadığını, bunun organize bir karalama, baskı ve itibarsızlaştırma kampanyasının parçası olduğunu ifade ediyor.

Öte yandan olayın yalnızca medya ve sosyal medya saldırılarından ibaret olmadığı, diploma ve ödeme süreçlerine ilişkin ciddi iddiaların da gündemde olduğu belirtiliyor.

İddiaların odağındaki isimlerden biri olan Kürşat Şahin Yıldırımer’in görevden ayrılmasının ardından da öğrencilerle iletişimini sürdürdüğü, çeşitli WhatsApp grupları üzerinden yönlendirmeler yaptığı ve üniversite yönetimine karşı sistematik bir kampanya yürüttüğü öne sürülüyor.

Kurumsal kaynaklara göre, son dönemde birçok kişi doğrudan Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir’e ulaşarak:

“Diplomamız nerede?”
“Ödemeyi yaptık.”
“Mezun olduğumuz söylendi.”
“Diploma ücretini yatırdık.”

şeklinde başvurularda bulundu.

Ancak yapılan incelemelerde bazı kişilerin resmi öğrenci kayıtlarının net olmadığı, tez süreçlerinin bulunmadığı, akademik yeterliliklerinin doğrulanamadığı veya ödeme hareketlerinin kurum kayıtlarıyla örtüşmediği iddia ediliyor.

Bazı kişilerin yalnızca “diploma kargo bedeli” adı altında küçük tutarlar yatırarak diploma talep ettiği, buna rağmen mezuniyet beklentisi oluşturulduğu ve bunun üniversiteyi son derece karmaşık bir mali ve idari tabloyla karşı karşıya bıraktığı belirtiliyor.

Kurumsal kaynaklar, bazı isimlerin öğrenci olup olmadığının dahi netleşmediğini, buna rağmen mezuniyet ve diploma beklentisiyle yönlendirilmiş olabileceklerini savunuyor.

Süreç hakkında konuşan kaynaklara göre, geçmiş dönemde yürütülen mali işlemler nedeniyle üniversite yönetimi zaman zaman kendi kaynaklarından ödeme yapmak ve eğitim süreçlerini sürdürebilmek adına ek mali yük üstlenmek zorunda kaldı.

İddialar arasında, bazı ödeme hareketlerinin resmi tahsilat sistemine yansımadığı ve bu nedenle mali kayıtların detaylı şekilde incelenmesi gerektiği yönündeki talepler de bulunuyor.

Konuya ilişkin olarak, ilgili kişi ve hesap hareketlerinin mali birimler tarafından araştırılması gerektiği yönünde çağrılar yapıldığı öğrenildi. İddialara göre yapılacak olası bir mali inceleme ile:

  • Kimlerden ödeme alındığı,
  • Bu ödemelerin hangi hesaplara yönlendirildiği,
  • Üniversite kayıtlarıyla mali hareketlerin uyumlu olup olmadığı,
  • Diploma süreçlerinde yetki dışı işlemler yapılıp yapılmadığı,
  • Resmi tahsilat yetkisi kapsamında alınan ödemelerin kuruma ulaşıp ulaşmadığı

gibi konuların netleşebileceği ifade ediliyor.

Ayrıca kamuoyunda “Dr. Dilek Baran” unvanıyla yer alan kişinin doktora diploma sürecinin tamamlanıp tamamlanmadığı konusu da tartışma başlıklarından biri haline gelmiş durumda, kendisinin diploması olmadığı halde Dr. ünvanını kullanması da bir başka ihbar konusu.

Kurumsal çevreler, son dönemde yürütülen bazı medya kampanyalarının yalnızca kişisel husumetle açıklanamayacağını, olayın aynı zamanda üniversite yönetimi üzerinde baskı oluşturmayı hedefleyen organize bir süreç niteliği taşıdığını savunuyor.

Öte yandan Türkiye ve İsrail makamlarının, kamuoyuna yansıyan “İsrail casusluğu” iddiaları ile birlikte Burhan isimli şahıs ve Kürşat Şahin Yıldırımer hakkında ortaya atılan çeşitli iddialara ilişkin nasıl bir değerlendirme yapacağı da merak konusu olmaya devam ediyor.

Taraflar arasındaki hukuki sürecin sürdüğü, çok sayıda mesaj kaydı, ses kaydı ve dijital delilin ilgili kurumlara sunulacağı ifade edilirken; sahte unvan kullanımı, gazetecilik etiği tartışmaları, mali usulsüzlük iddiaları, iftira kampanyaları ve diploma süreçleriyle ilgili yeni bilgi ve belgelerin de araştırılmaya devam edildiği belirtiliyor.

Gazetecilik anlayışı çerçevesinde yürütülen araştırmalar kapsamında, kamuoyunu ilgilendiren tüm gelişmelerin belgeleriyle birlikte incelenmeye ve yeni iddiaların ortaya çıkarılması halinde kamuoyu ile paylaşılmaya devam edileceği ifade ediliyor.